TimePosted nereden çıktı?

Aziz Alaca

Sosyal Medya yaygın biçimde 10 yıldır var olmasına rağmen artık markaların en önemli reklam kanalı haline geldi. Sosyal Medya yöneticileri ise her gün 4–5 marka, 4'er hesap, haftada 4 paylaşım derken tüm günlerini bir hesaba login olup diğerinden logout olma ile geçirir oldular. TimePosted tüm hesaplarınızı tek panelden yönetebileceğiniz ve logolu raporlarınızı indirebileceğiniz bir sistem sunuyor.

TimePosted 2018'da iki tasarımcı ve bir yazılımcı tarafından Ankara’da geliştirilmeye başlandı. Sosyal medya yöneticiliği de yapan bu ekip zaten yabancı sosyal medya paylaşım platformlarını kullanıyorlardı. Fikrin aslında bir ihtiyaçtan doğduğu söylenebilir.

2019 ortalarınada sistem test edilmeye başlandı, ardından çeşitli arayüz tasarımlarından birine karar verildi. Nihayet 2019 Ekim ayında ilk kullanıcılarını edinmeye başladı. Raporlama, kaydır bırak takvim, mesaj cevaplama gibi bazı alanlarda yabancı rakiplerinin gerisinde olsada sunduğu fiyat avantajı ve google reklamları ile bir kaç ay içerisinde 100 den fazla ücretli kullanıcıya ulaşmayı başardı.

Covid döneminde sosyal medya kullanımı artmasına rağmen markaların bu alana yatırımları azaldı.

Nisan 2020 de tüm dünyayı etkileyen Covid 19 salgınından TimePosted’da payını aldı. Daralan piyasa, reklam harcamalarının kesilmesi, kullanıcılarının kendi müşterilerini kaybetmeleri ücretli kullanıcı sayısını %50 kadar küçülttü. Ancak 2020 Ekim ayında aranan taze kan bulundu. Küçük ama özverili bir ekip TimePosted’ı bir markaya dönüştürmek için kolları sıvadı.

Sorunları iki ana gruba ayırdık, markalaşma ve ürün.

Ürün tarafında rakiplerinin sunduğu bazı özellikleri sunamasa da fiyat avantajı ve yerlilik etkili oluyordu. Ancak isteğimiz ulaşılabilir bir fiyatla, sunulan özellikler açısından da rakiplerimize yaklaşabilmekti. Burada sunamadığımız ve kullanıcıların sıklıkla talep ettiği 3 ana özellik tespit ettik: Sürükle bırak takvim, raporlama ve monitoring. Sürükle bırak takvim ve raporlama özelikllerini sisteme ekledik. Hatta yakında rakip ve Influencer analizi özelliklerimiz ekleyeceğiz. Bir çok benzer platformun vaadettiği ama işe yarar bilgiyi vermeyi sadece çok pahalıların becerebildiği “monitoring — izleme” özelliği üzerinde çalışıyoruz.

Diğer üzerine eğildiğimiz “marka olabilme” konusunda uzun araştırmalar yaptık. Benzer tüm platformlar, Buffer ve Hootsuite hariç, kullanıcılarına bir kimlik sunmaktan uzaklar. Hizmetleri ve fiyatları iyi olsa bile kullanıcı olarak onların nasıl bir insan olduklarını tahmin etmek ve empati duymak mümkün değil. İnsan grafikleri ile bir ana sayfa, 3 veya 4 plan ile oluşmuş ve en ucuzun bir üstünün “best value” olarak sunulduğu bir ücret sayfası, ıvır zıvır sayılabilecek ve zaten olması gereken, hiç bir ayırıcılığı olmayan bin tane özelliği sıralayan “features” sayfası, genel geçer, anonim yazılarla oluşturulmuş bir blog sayfası, sadece uzun kullanım videolarından oluşan bir Youtube kanalı…

Hemen diğerlerinden ayırdığım ikiliye dikkat çekelim. Buffer çok güçlü içerik sayfaları, uygun sayılabilecek fiyat politikası, sürekli “small business” vurgusu ve “genç, enerjik, trend, hipster” marka kimliği ile diğerlerinden sıyrılıyor. Hootsuit ise yüksek fiyatı, çok karmaşık özellikleri ile çok büyük ajans ve işletmeleri gözüne kestirmiş göründü bize. Yarattığı “mutlu, başarılı plaza insanı” kimliği ile yine akılda kalmayı başardı. Bu arada bu iki marka 10 yıldan fazla bir süredir sektörde olamanın avantajı ile çok büyük kaynaklarla reklam yapabilme ve hem kaliteli hem devasa boyutlardaki blog içerikleri ile zaten her türlü Google aramasında ve tüm ürün incelemesi sıraralamalarında ilk beşe girmeyi başarıyorlar.

Sosyal Medya paylaşım planlaması hizmeti piyasasında 250'den fazla şirket bulunuyor. Ortalama 4–5 yıldır faaliyet gösteren bu şirketlerin bir çoğu milyon dolarlı rakamlarla yatırım almış durumda. TimePosted’ın şansı var mı?

Elbette var. Sadece daha fazla çalışmamız lazım. Üyelerimizin karşısına sadece sayılar ve grafikler olarak değil, sadece büyüklerin bütçe ayırabildiği pazarlama hizmetlerini küçük işletmeler için de alınabilir fiyatlarla sunan ve fayda sağlayan bir “insan” olarak çıkıyoruz. Bunun için ürün — fiyat — marka üçlüsünü tekrar tekrar gözden geçirdik. Ve şuna karar verdik, amacımız en ucuzu değil, en çok özellik sunanı değil, en faydalısını yaratmak ve bir marka kimliği ortaya koyabilmek.

Bir sonraki yazımda “Joker” ile başlayan “Huysuz Virjin” ile biten marka aurası arayışımızı ve hedef kitle belirleme sürecimizi anlatmaya çalışacağım…

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store